CHP’li Tanal: “Cumhurbaşkanı Siyasal Miadını Doldurdu. Devamlı Düşüşte. Kimyası Bozulmuş Durumda. Savrulduğu İçin Küfrediyor”

GÖKHAN TUZLADAN

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Edirne’de; “Cumhurbaşkanı siyasal miadını doldurdu. Bundan dolayı devamlı düşüşte. Artık kimyası bozulmuş durumda. Bu şekilde savrulduğu için küfrediyor. Savrulmayan insan küfretmez” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, CHP Genel Merkezi’nin 51 ilde organize ettiği saha emek harcaması kapsamında bugün Edirne’deydi. Tanal, CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu ve CHP Edirne İl Başkanı Fevzi Pekcanlı ile beraber basın toplantısı düzenledi. Tanal, burada yapmış olduğu konuşmada, şunları söylemiş oldu:

“Burada çıkış var mı? Asla kimse umutsuzluğa kapılmasın. Ülkenin bu ekonomik çıkmazdan çıkış yolu vardır, reçetesi vardır, reçetesi CHP ve Millet İttifakı’dır. Nedir bunlar? Bağımsız ve yansız yargı, hukukun üstünlüğü, liyakat, adaletli bir yönetim, şeffaflık, kamu ihale kanununun net bir şekilde düzenlenmesi, demokrasinin tüm kurum ve kuralları ile işlenmesi, yansız ve bağımsız yargının özgürce düşünüp özgürce yazabilmesi…

Siz eğer muhalif olan herkesi susturmaya çalışırsanız, ülkede demokrasi eğer olmazsa o ülkede istihdam olmaz, o ülkede üretim olmaz, o ülkede hukuk güvenliği olmaz ve hukuk güvenliği olmayan bir ülkede ne yerli ne de yabancı yatırımcı yatırım yapması imkansız.

Bir güvercin bir yere konmak istediği vakit iyi mi çevresine bakıp eğer bir risk hissediyorsa, oraya konmuyorsa yatırımcı da güvercin şeklinde çevresine bakar, yatırım yapacağı ülkeye bakar, orada hukuk güvenliği var mı, yok mu? Hukuk güvenliği yoksa yerli ve yabancı yatırımcı da oraya yatırım yapmaz. Bundan dolayı vatanımızda artık siyasal iktidar şeklinde düşünmeyen yada hafifçe onu eleştiren şahıs terörist duyuru ediliyor, vatan haini duyuru ediliyor.

İşte daha iki gün öncesi… Sayın Cumhurbaşkanının Seyahat vakalarına katılan insanlara ağır küfretmesi, hakaret etmesi… Dünyanın hiçbir ülkesinde, kendisinin demokratik hakkını iktidara karşı kullananlara hiçbir devlet başkanı hiçbir Cumhurbaşkanı bu şekilde ağır hakaret, küfretmedi. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu olmadı. Hakikaten burada ne Sayın Cumhurbaşkanının etmiş olduğu yeminle bağdaşıyor, ne anayasamızın beşinci maddesi var… Maalesef mevcut olan iktidarın gündemi ile vatandaşın gündemi örtüşmüyor ve vatandaşın gündeminden uzaklaşmak için bu şekilde yapay suni gündemler yaratılıyor.

Vatandaşın gündemi iktisat, zam. Her gün zam, zam, zam, zam. Bunu unutturabilmek için yok vatandaşa hakaret, yok vatandaşa sövgü… Bu dışlanma ile bu ötekileştirme ile bu nefret dili ile ülke kalkınamaz. Ülkede ulusal birlik ve beraberlik için; nefret dili yerine sevgi dilini kullanmak lazım. Düşmanlaştırma dili yerine kardeş dilini kullanmak lazım. Burada netice itibarıyla asla kimseyi dışlamadan, asla kimseyi ötekileştirmeden kucaklaşma ile sadece bu ülkeye demokrasi gelebilir. Ülkeye demokrasi gelirse de hakikaten o vakit istihdam da olur, işsizlik biter, mutluluk olur, bolluk olur, hakkaniyet olur, insanların yüzü güler.

“ÜLKE BORÇ BATAĞINDA, BUNLAR ZENGİNLEŞİYOR”

Yöneticilerin ülkeyi iyi mi savurduğunu daha net anlaşılabilmesi açısından… Ben esasen avukatım. Eğer avukatlık ofisimde çalışan birileri var ise ben fakirleşiyorsam, benim yanımda çalışan zenginleşiyorsa, onun başka da geliri yoksa, demek ki benim yanımda çalışan benim paramı çalıyor anlamına gelir.

İktidara baktığımız vakit bakanından tutun Cumhurbaşkanına varıncaya kadar… Ülke borç batağına giriyor, bunlar zenginleşiyor. Bunların başka bir geliri var mı? Yok. Peki bu ülkeyi sen yönetiyorsan, bu ülke fakirleşiyorsa, borç batağına giriyorsa siz zenginleşiyorsanız bu devletin imkanlarını kendi uhdenize geçiriyorsun, anlamı çıkar.

Burada da verilen yazılı sual önergelerinden tutun her şeye dek varınca kapalı bir kutu. Şeffaflık yok, kapalılık esas. Kapalılığın esas olduğu rejime, otoriter, totaliter, faşist rejimlerdir. Faşist rejimlerde temel hak ve özgürlükler sınırlandırılmıştır. Vatandaşın kişiliği şahsiyeti düşünülmez yada şu denilir: Yurttaş temel hak ve özgürlüklerini kullanamaz ve otoriter rejimin götürmüş olduğu yer sefalettir, yokluktur, yoksulluktur. Şu anda kısacasını söyleyeceksek. 20 yılda bu ülkede yapınak mı kuruldu? 20 yılda bu ülkede işsizliğe umar mi bulunmuş oldu? Yoksulluğa bir umar mi bulunmuş oldu? 20 yılda {özel sektör} mü büyüdü?

2002’de terör yoktu, terör mü bitirildi? ve bunların periyodu ile terör hortladı. Ne yaptılar? Gittiler, Oslo’da gizli saklı görüşme yaptılar. Ne yaptılar? Gittiler, Habur Sınır Kapısı’nda oldukça rahat çadır mahkemeleri kurdular. Ne yaptılar? Kobani döneminde, gittiler peşmergeleri aldılar, getirdiler Şanlıurfa’da kebap söylediler.

Şimdi düşünün Millet İttifakı’na sen terörist diyeceksin kalkacaksın kendin terörle kol kola gireceksin. Bunu tarih de biliyor, bunu millet de biliyor. Hani derler ya Anadolu’da fazlaca güzel bir söz var. ‘Ilkin bir aynaya bak’ derler. Ilkin bir aynaya baksınlar.”

“AMACIMIZ BU ÜLKEYE ADALET GETİRMEK”

Bugüne dek seçim sonucu alınmadan, seçim sonucu açıklanmadan, tarih belirlenmeden Türkiye Cumhuriyeti siyasal tarihinde aday adı açıklanmadı. CHP, Sayın Cumhurbaşkanının korkulu rüyası olmuş. Aynı şekilde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı düşünün. Seçimler iki sefer İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı talibi kimdi, AK Parti’nin? Binali Yıldırım Bey idi değil mi. Aslen Binali Yıldırım Bey orada aday değildi. Aday olan aslına bakarsak Ekrem Bey’in karşısında yarışan Sayın Cumhurbaşkanıydı. İki sefer orada yenildi.

O mağlubiyeti hazmedemeden dava üzerine dava. Çalıştırılmıyor dostlar. Doğrusu vatandaşın kamu hizmetlerine erişimi AK Parti iktidarı bizim CHP’li belediyelerin üstündeki bu baskılar sebebiyle çalıştırılmıyor. Emek harcamaları engelleniyor ve Belediye Meclis üyeleri sıfatıyla engelleniyor. Onların sayısı yetmiyorsa bu sefer, iktidarla engelleniyor. Doğrusu biz altılı masa dediğimiz ve daha da artacak bu; buradaki Millet İttifakı olarak oybirliği ile oradaki her insanın mutlak surette üstünde uzlaştığı kiminle kazanılacaksa, kısaca burada netice itibarıyla biz burada artık hedefe kilitlenmiş durumdayız. Hedefimiz bu ülkeye adaleti getirmek dostlar. Bu topraklar adalete susamış. Doğrusu onun için bu polemiklere girmiyoruz. Doğrusu Cumhurbaşkanı doğal ki artık siyasal anlamda ülkede siyasal miadını doldurdu. Ne açıdan doldurdu? Bundan dolayı devamlı düşüşte, siyasal miadını doldurdu. Artık kimyası bozulmuş durumda. Onun için bu şekilde savrulduğu için küfrediyor. Neticede savrulmayan bir insan küfretmez.”

“BİR AN ÖNCE SANDIĞI İSTİYORUZ”

İktidar tarafınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yargı yolu açılmaya çalışılması mevzusundaki düşüncelerinin sorulmuş olduğu bir soruya ise Tanal şu şekilde cevap verdi:

“Sayın Cumhurbaşkanının bir siyasal kimliği var. AK Parti’nin Genel Başkanı. Yansız ve bağımsız bir Cumhurbaşkanı değil. Anayasamızın hükümlerine gore ve bir siyasal partinin genel başkanı olduğundan tüm yaklaşımları siyasal. Tüm değerlendirmeleri siyasal. Bağımsız ve yansız hiçbir değerlendirmesi yok ve bu etmiş olduğu yeminle de bağdaşmıyor, Anayasayla da bağdaşmıyor ve Anayasayı ihlal ediyor aslına bakarsak. Internasyonal sözleşmeleri de ihlal ediyor ve Sayın Ekrem İmamoğlu, Sayın Cumhurbaşkanı geçmişte şunu söylüyordu. ‘İstanbul alan Türkiye’yi alır.’ Evet; CHP, Millet İttifakı İstanbul’u aldı ve bu şu anda onlar için bir korkulu rüya oldu. Doğrusu herhalde İstanbul Belediyesi’nin emek harcamaları onların rüyalarına giriyor. Bundan dolayı toplumsal devlet ilkesi gereğince Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm belediyeleri insan odaklı olarak çalışmaya devam ediyor. Hizmetlerini o şekilde sunuyor fakat netice itibarıyla bizim inandığımız ilkin Tanrı’ımız sonrasında milletimiz var. Doğrusu bu anlamda hizmetlerimize devam edeceğiz ve bu oyunu da bozacağız ve bu oyunu da bozacak olan millettir esasen, sandıktır. Onun için bir an ilkin sandığı istiyoruz.”

ANKA / Güncel

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Güncel Haberler

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.